Harvard Üniversitesinde 1938’den Beri Devam Eden Çalışmanın Sonucu: Mutlu Olmak için İyi İlişkiler Geliştirmelisiniz

Daha mutlu olmak için …

Hepimiz daha önce mutlu olmanın sırları, mutluluğun yolları, mutluluk formülleri gibi yazılar okumuşuzdur. Hepsinde mutlu olmak için olması gerekenler sıralanır. Bu tür yazıların çoğu tatmin edici olmaktan uzak, subjektif önerilerle doludur. Ama bu yazıda bahsi geçen bulgular, Harvard Üniversitesi araştırmacılarının saygıyı hak eden uzun soluklu bilimsel çalışmalarının sonuçlarından ibaret.

Birçok insan daha mutlu olmak için paranın, başarılı olmanın veya şöhretin şart olduğunu düşünüyor. Acaba öyle mi?

Harvard Üniversitesi’nde 1938 yılından beri devam eden bir deney mutlu insanların ortak özelliklerini ortaya koymuştur. Deneyin odaklandığı araştırma konusu sağlık ve mutluluk … “Harvard Yetişkin Gelişimi Çalışması” (“The Grant Study”); ergenlik dönemlerinden yaşlılık dönemlerinin sonuna dek, insanları neyin mutlu ettiğini ve sağlıklı tutan şeylerin neler olduğunu görmek adına eşsiz bir veri bankası sağlamıştır. Mutluluğun ve mutsuzluğun sebepleri konusundaki bu çalışma önemli sonuçlar ortaya koymuştur.

Bu deney, günümüze kadar 4 farklı bilim adamı tarafından yönetilmiştir. Bu yazıda mutluluğa dair iki yöneticinin çıkarımlarını sizlerle paylaşacağım. İlk olarak halen bu deneyi yürütmekte olan Psikiyatrist Robert Waldinger’in bulgularından bahsedeceğim. İkinci olarak da “The Grant Study” çalışmasını 35 yıl yöneten ve deneyimlerini kitaplaştıran George Vaillant’in sonuçlarını paylaşacağım. Ama yazının kalanını okumayacaklar için şunu söyleyebilirim: Bu çalışmada ortaya konulan en önemli bulgu: İyi insani ilişkiler sağlık ve mutluluk getiriyor. Bu kadar.

1938 yılında başlatılan “Harvard Yetişkin Gelişimi Çalışması” yetişkinlerin yaşamıyla ilgili dünyanın en uzun süren deneylerinden birisi. Çalışmanın en büyük başarısı da bu kadar uzun bir süre kontrol altında sürdürülerek sonuca ulaşmasında yatıyor. Harvard’lı araştırmacılar ilk olarak 268 adet denek seçerek bu deneyi başlatırlar. Denekler zihinsel ve fiziksel olarak sağlıklı Harvard Üniversitesi lisans öğrencileridir. 1940 – 1945 yılları arasında ise bu çalışmaya paralel olarak ilerleyen “Glueck Study” adında bir başka deney de aynı çalışmaya dahil edilir. İkinci grupta 456 denek vardır. Bu deneklerin çoğu Boston’un varoşlarındaki 12 – 16 yaşlarındaki yoksul erkeklerden seçilmiştir.

sağlık ve iyi ilişkiler

Robert Waldinger, George Vaillant

Araştırmaya katılan gençler yıllar geçtikçe her kesimden yetişkinler olurlar. Fabrika sahipleri, avukatlar, duvarcılar, doktorlar, ABD senatörleri … Bu gençlerden birisi de 1961 yılında bir suikastla öldürülen 35. ABD Başkanı John F. Kennedy’den başkası değildir. Peki rahmetli Başkan Kennedy hakkında Grant Study’de neler var? Joshua Wolf Shenk’in Atlantik dergisinde yer alan yazısından öğrendiğimize göre bunu maalesef 2040 yılını görenlerimiz öğrenebilecek. Çünkü Başkan Kennedy hakkındaki belgeler bu çalışmadan geri çekilmiş ve 2040 yılına dek açıklanmamak üzere mühürlenmiş.

Bu 724 kişi, 75-80 yıl boyunca hayat hikayelerinin ne olacağı bilinmeksizin takip edilirler. İşleri, ev hayatları, evlilikleri ve sağlık durumları incelenir. Araştırma grubu, her iki yılda bir denekleri arayarak hayatlarına dair tekrar bazı sorular yöneltebilir miyiz diye sorar. Sadece anket yapmazlar. Onlarla yaşadıkları yerde görüşürler. Böylece araştırmacılar, deneklerin yaşamları hakkında (evlilikleri, iş doyumu ve sosyal aktiviteleri de dahil olmak üzere) incelemeler yaparlar. Her beş yılda bir de fiziksel sağlıklarını (göğüs röntgenleri, kan testleri, beyin taramaları, idrar testleri ve ekokardiyogramlar da dahil olmak üzere) gözlemlerler. Doktorlarından hastalık geçmişlerini alırlar. Araştırmacılar deneklerin çocuklarıyla da görüşür. Hatta eşleriyle en derin meselelerini konuşurken videolarını çekerler. Böylelikle, bütün denekler yaşamları boyunca düzenli olarak psikolojik, antropolojik ve fiziksel birçok teste tabi tutulur ve gözlemlenmiş olur.

Araştırma boyunca çok farklı hayat hikayeleri ortaya çıkar. Alkol bağımlısı olanlar, şizofreni sorunu yaşayanlar, en alt katmanlardan en üst katmanlara sınıf atlayanlar veya ters yönde çakılanlar. Başlangıçtaki 724 kişiden 60’a yakını hâlâ hayatta ve araştırmaya katılıyor. Birçoğu 90’lı yaşlardalar. Günümüzde ilk deneklerin 2000’den fazla çocuğu da incelenmeye başlanmış durumda.

Robert Waldinger, bu hayatlarla ilgili on binlerce sayfalık bilgiden çıkardıkları derslerin zenginlik, şöhret ve çok çalışmakla alakalı olmadığını söylüyor. Bu 75 yıllık araştırmanın en net mesajını veriyor:

İyi insani ilişkiler bizi daha mutlu ve daha sağlıklı kılar.

İşte bu çalışmadan, mutluluğun ve sağlığın ilişkilere bağlı olduğunu gösteren 3 çarpıcı sonuç:

1) Yalnızlık ölümcüldür. Sosyal ilişkiler gerçekten yararlıdır!

Yalnız yaşamak zararlıdır. Ailesine, arkadaşlarına ve topluma daha sosyal bir şekilde bağlı olan kişiler, çevresi daha sınırlı olanlardan daha mutlu, daha sağlıklı ve daha uzun yaşıyor.

Diğerlerinden daha yalnız olan insanlar;

  • – daha mutsuzlar,
  • – sağlıkları orta yaşların başlarında bozuluyor,
  • – beyin fonksiyonları daha erken geriliyor ve
  • – yalnız olmayanlardan daha kısa yaşıyorlar.

Dr. Waldinger, ileride ABD’de her beş Amerikalıdan en az birinin yalnız olduğundan şikayet edeceğini söylüyor. Ülkemiz özelinde düşünürsek bizler de yıllar geçtikçe yalnızlaştık ve insani ilişkilerimiz zayıfladı. Çok geç olmadan bu sonuçlar üzerinde durmamız gerekiyor.

2) İlişkilerde nicelik değil kalite önemlidir

Tabii ki sosyal ilişkiler veya arkadaşlarınızla ilişkilerinizde arkadaş sayınız kastedilmiyor. Yani Facebook veya Instagramdaki arkadaş, takipçi sayılarınız uzun vadede mutlu olmak için size yetmeyebilir. Fakat burada bir parantez açmakta fayda var. 2005 tarihinde yapılan ve Psychology and Aging dergisinde yayınlanan bir başka araştırma arkadaş sayısının veya kalitesinin etkilerinin bulunulan yaşa göre değiştiğini göstermiştir. Bu çalışmada da 30 sene boyunca takip edilen insanlar söz konusudur. Bu insanlar arasında 20’li yaşlarındaki insanlar için ilişkide oldukları arkadaş sayısı daha önemli iken, 30’lu yaşlarında ise kendilerini iyi hissetmelerinde arkadaş sayısından çok ilişkilerinin kalitesinin daha etkili olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.

Harvard Deneyinin sonuçlarına geri dönersek, arkadaş sayısına benzer şekilde sadece evli olmak bir şey ifade etmiyor. Önemli olan evlilik ilişkinizin niteliğidir. Bu çalışmadan çıkarılan ikinci büyük ders de buydu. Anlaşmazlıklarla dolu, şiddetli geçimsizliğin olduğu, muhabbetin olmadığı ilişkiler sağlığa zararlıdır. Güzel ve sıcak evlilikler yaşamak ise sağlık açısından “koruyucu” etki göstermektedir. Waldinger ve ekibi, 80’li yaşları süresince izledikleri deneklerinin 50’li yaşlardaki (orta yaşlı) hallerine ait bilgilerini inceleyerek ileride kimlerin mutlu ve sağlıklı 80’likler olacağını tahmin etmeye çalşırlar. Deneklerin 50’li yaşlarında haklarındaki tüm bilgileri bir araya getirdiklerinde nasıl yaşlandıklarını belirleyen “ilişkilerinden ne kadar memnun oldukları” idi. 50’sinde en tatmin edici ilişkileri olan kişiler, 80’inde sağlıklı bireylerdi. 80’li yaşlarındaki mutlu insanlarla, mutsuz ilişkileri olan insanlar arasındaki bir fark da bedenen ağrıları oldukları zamanlarda ortaya çıkar. Mutlu ilişkileri olanlar bu ağrılı günlerinde ruhen mutlu olduklarını belirtirken, mutsuz olanlar ise bu tür günlerde bedensel ağrılarına duygusal acılarının eklendiğini belirtmişlerdir.

Sonuç olarak, sıcak ve içten ilişkiler yaşlılığın birtakım olumsuz sonuçlarından korunmamızı sağlayabilir.

3) Uyumlu evlilik ilişkileri sadece vücudu değil beyni de korur

Waldinger’ın çalışma sonunda ulaştığı üçüncü büyük ders de iyi ilişkilerin zihinsel gerilemeyi frenlediği sonucuydu. Başka bir deyişle, evlilikte partnerine güvenle bağlanmak koruyucu etki göstermektedir. Eşine ihtiyaç duyduğunda ona güvenebileceğini hisseden çiftler, geliştirebildikleri bu kaliteli ilişki sayesinde hafızalarını daha uzun süre kuvvetli şekilde koruyabilmişlerdir. Tam tersine, ilişkilerinde eşine tam olarak güvenemeyen çiftlerin erken hafıza zayıflamaları yaşadıkları görülmektedir.

Waldinger, deneklerin birçoğunun genç yetişkinler olarak hayata atıldıklarında iyi bir hayata sahip olmak için peşinden koşmak zorunda oldukları şeylerin şöhret, para ve başarı olduğuna inandıklarını söylüyor. Fakat 75 yıllık bu araştırmanın sonucu bambaşka bir yere çıktı. Aileleriyle, arkadaşlarıyla ve toplumla ilişkileri iyi olan kişilerin en mutlu insanlar oldukları ortaya çıktı.

evlilik ilişkileri

Dr. Waldinger konuşmasını Mark Twain’in şu etkileyici sözü ile bitiriyor:

Hayat öyle kısa ki; tartışmalara, özür dilemelere kıskançlıklara, hesap sormalara zaman yok. Sadece sevmek için zaman var ve bunun için, tabiri caizse sadece ‘bir an’ var.

Psikanalist Robert Waldinger’in TED konuşmasına buradan ulaşabilirsiniz.

Gelelim araştırmayı 1967’de devralan Harvard Üniversitesi Profesörü George Vaillant ve tecrübelerine… 2012 yılında “Triumphs of Experience: The Men of the Harvard Grant Study” kitabı ile çalışmanın sonuçlarını okurları ile paylaşan Vaillant’a göre:

… Mutluluk zenginlikle, hep daha fazlasını istemekle, daha fazlasına sahip olmakla ilgili değil. Tam aksine, az şey ummak veya elindekiyle yetinmeyi bilmek mutluluğa daha çok yaklaştırıyor. Hayatta mutlu olmak için olmazsa olmaz tek koşul, insanlarla samimi ve derin bağlar kurmayı başarmak. Sevebilmek ve sevilmek …

Dr. Vaillant, kitabında 50 yıla yaklaşan çalışmasından çıkardığı 5 önemli sonuçtan bahsetmiştir. Bu 5 başlığı özetleyecek olursak:

1) Mutlu olmak için alkolden uzak durun

  • – Alkolün tahrip edici birçok etkisi var. Boşanmaların en büyük sebeplerinden birisi alkol. Grant Study deneklerinin boşanma ile sonuçlanan evliliklerindeki en başta gelen sebep alkolizmdi.
  • – Alkolizmle biten evliliklerle, depresyon ve sinir hastalıkları arasında da bir korelasyon var.
  • – Alkol kullanımı, sigara ile birlikte erken yaşta ölümle sonuçlanan hastalıklara sebep olmuştur.
  • – Alkol hayat kalitesini düşürücü etkiye sahiptir.

2) Zenginlik, zekadan daha çok ilişkilerinize bağlıdır

  • – Belirli bir seviyenin altında olmadığı sürece zekanın zenginlikle bir ilgisi tespit edilmemiştir.
  • – Yapılan ölçümlerde, IQ seviyeleri 110 – 115 aralığındaki kişilerle, 150 üstü IQ’ya sahip kişilerin hayatları boyunca kazandıkları gelirleri arasında bir fark yok.
  • – Finansal başarı insan ilişkilerinin kalitesi ile doğru orantılıdır.
  • – İnsan ilişkileri daha iyi olan denekler, bütün deneklerin gelir ortalamasına göre yıllık 141.000 $ daha fazla para kazandılar (gelirlerinin en çok olduğu 55-60 yaş aralığında).

3) Cinsel hayat politik görüşlerden etkileniyor

  • – Bu deneyde politik görüşlerin genel yaşam memnuniyeti ile bir ilgisi tespit edilemedi. Fakat siyasi ideoloji ile cinsel hayat arasında bir ilişki tespit edildi. Bu konuda ürologlara da danıştığını belirten Dr. Vaillant onların da kendisi gibi bu durumun sebepleri hakkında hiçbir fikirleri olmadığını söylüyor.
  • – Muhafazakar görüşe sahip olanların ortalama 68 yaşında cinsel yaşamları bitmiş.
  • – Liberal denekler ise 80’li yaşlarına dek aktif cinsel hayatı sürdürmüşler.

4) Çocukluklarında anneleri ile ilişkileri çok önemli sonuçlar doğuruyor

  • – Çocukluklarında anneleri ile sıcak ilişkileri olan denekler, umursamaz ve ilgisiz annelere sahip deneklerden yıllık ortalama $87,000 daha fazla para kazandılar.
  • – Çocukluk çağlarında anneleri ile iyi ilişkileri olanlarda bunama (demans) hastalığı daha seyrek görüldü.
  • – Çocuklukta anne ile iyi ilişkilerin, denekler 75 yaşlarına geldiklerinde hayatlarından memnun olma oranında bir etkisi gözlenmedi.
  • – Gençlik dönemi anne-çocuk ilişkileri ise profesyonel hayatı etkiliyor. Deneklerin gençlik dönemlerinde anneleri ile ilişkileri, iş hayatlarını babaları ile ilişkilerinden daha fazla etkiledi.

5) Baba-çocuk ilişkisi de yetişkinlerin hayatında ilginç etkiler gösteriyor

hayatta daha mutlu olmak için

  • – Çocukluk çağlarında babaları ile ilişkileri iyi olan denekler hayatları boyunca daha az kaygı ve korku yaşıyorlar.
  • – Aynı şekilde babaları ile çocukluklarında iyi ilişkileri olmayan deneklere göre yaptıkları tatillerinden daha fazla zevk aldılar.
  • – Çocukluk döneminde baba ile iyi ilişkileri olan denekler 75 yaşlarına geldiklerinde hayatlarından memnun olma oranları daha yüksekti.

Bu deney de gösteriyor ki, hayatta mutlu olmak için en yakınlarımızdan başlayarak “iyi ilişkiler” geliştirmeye bakmalıyız.

yazı puanı 0 (0 oy)
Sending

Henüz yorum yapılmamış

Lütfen yorumlarınızı paylaşın