Dil Öğrenmek İsteyenlerin Mutlaka Okuması Gereken 27 Öneri

Dil öğrenmek istiyorum diyenler için 27 öneri

Dil öğrenmenin herkes için geçerli olabilecek teknikleri yoktur. Herkesin kendi şartları içerisinde uygulayabileceği öğrenme yöntemleri olması doğaldır.

Bu yazı deneyimlerin ve uzun araştırmaların bir meyvesi olarak ortaya çıktı ve bir yabancı dili öğrenmek isteyen herkesin kendi şartları, kendi öğrenme yöntemleri olduğu bilinci ile hazırlandı. İşte “dil öğrenmek istiyorum” diyen herkesin içinde bulunduğu şartlardan ve dil seviyesinden bağımsız olarak işine yarayacak tavsiyeler bulabileceği özenle hazırlanmış o liste:

1. Doğal yöntem: suya atlayın
Yüzmeyi öğrenmek için suya girmek neyse dil öğrenmek için de o dili konuşmak odur. Bu yüzden ilk tavsiye mutlaka bu olmalı diye düşündük. Çünkü bir dili öğrenmenin en iyi yolu o dilin konuşulduğu ortamlarda bulunmaktır. Olanağınız varsa dil kursu, Erasmus değişim programı, üniversite eğitimi, iş değişikliği, seyahat vb. imkânlardan yararlanın ve bir şekilde öğrenmek istediğiniz dilin konuşulduğu ülkeye gidin. Günlük hayatınızda o dili konuşmaya başlayın. 50-100 kelime bilmeniz bile ilk haftalar için yeterli olacaktır. Dil öğrenirken mümkün mertebe Türkçe konuşanlardan uzak durun 🙂 Dilinizi ilerlettikten sonra belki onları düşünebilirsiniz.
Tabii ki o ülkede geçirdiğiniz sürede sadece konuşma pratiği yeterli olmayacaktır. Paralel olarak; zaman (tense) kalıpları (geçmiş-gelecek-geniş zaman gibi), cümle yapıları vb. en temel gramer kurallarını öğrenmeniz de şart.
Dilin konuşulduğu ülkeye gitme imkânınız yok mu? O zaman 2. maddeye bakın:

2.Metodolojik ve doğal yöntemi birlikte yürütün

Bir dili öğrenmenin en hızlı yolu kesinlikle o dili konuşan bir ülkeye gitmektir. Ancak bu herkes için mümkün olmaz. Yurtdışına yüksek maliyetli bir yolculuğa çıkmadan dil öğrenmek için birçok yol var. Bir dili öğrenme yöntemleri kabaca normal ve metodolojik öğrenme yöntemleri olarak ikiye ayrılır. Bir çocuğun dil öğrenmesi veya 1. maddede belirtildiği şekilde bir dili ortamında öğrenme doğal yöntemdir. Sınıf, kurs vb. ortamlarda dil öğrenimi ise metodolojik yöntemdir. Elbette herkesin farklı bir öğrenme stili vardır. Ama doğal öğrenme ve metodolojik öğrenme yöntemleri birbirini tamamlar. Dilin konuşulduğu ülkede bir kursa kaydolmak idealdir.

Doğal öğrenme ve metodolojik öğrenme yöntemlerinden birisine veya her ikisine ulaşma olanağınız yoksa bunu kendi çabalarınızla kapatmanız lazım. Yurtdışına gittiniz ama dil kursuna katılamayacaksınız diyelim. Kurs alternatifi olacak online eğitimlerle ve dokümanlarla çalışarak bu eksiği tamamlamanız gerekir. Kendi kendinize bir çalışma metodolojisi içerisinde çalışmalısınız. Ya da tam tersini düşünelim. Kursa gitmeniz mümkün ve geleneksel bir kursa kaydolabilirsiniz ama dilin konuşulduğu ülkeye gitme durumunuz yoksa… Bu sefer de doğal öğrenme olanağınızı kendiniz oluşturmalısınız. İnternet bu konuda en büyük yardımcınız olacaktır. Kısacası bir dili öğrenmek için en iyi sonucu bu iki yöntemi birlikte götürmeniz verecektir. Planlarınızı buna göre yapın.

3. Dil kursları
Dil kursu konusunda çok farklı görüşler var. Gereksizliğini savunanlar kadar şart olduğunu iddia edenler de var. Bu konuda da kendinizi en iyi tanıyan kişi olarak kararı verecek olan sizsiniz. Eğer başlangıç seviyesindeyseniz ve kısa sürede mesafe almak istiyorsanız kaliteli bir dil kursu size hız ve zaman kazandırır. Kendi çalışma metotlarınızı geliştirme konusunda sıkıntılarınız varsa veya metodolojik öğrenme yönteminden vazgeçemeyenlerdenseniz yine bir dil kursuna gitmeniz sizin için iyi olur. Ama dil kursu seçerken çok dikkatli olmalısınız. Kurstaki eğitmenler kursun markasından daha önemlidir. Dolayısıyla kurs araştırırken marka hakkındaki değerlendirmelerden çok kursun öğretmenleri hakkındaki referanslara dikkat edin. Seçeceğiniz kurs sadece dilbilgisi öğretmesin. Sınıflar kalabalık olmasın ki konuşma fırsatınız olsun. Konuların ilerleme hızı sizi tatmin etsin. Kaydolmadan önce iyice araştırın. Seçiminizi iyi yapmazsanız ve istikrarlı bir çizgide kursun gerektirdiği program ve çalışma temposuna ayak uyduramazsanız; bu kötü dil kursu tecrübeniz, o dili öğrenme isteğinizi kırabilir. Satın aldığı kurları elden çıkarmaya çalışanların ilanlarını internette bulun ve ne kadar fazla olduğunu görerek ibret alın 🙂 Sınıfta kurs işi bana göre değil internet var diyorsanız okumaya devam…

4. Online eğitimler
Yol faktörü, zaman kısıtı gibi sebeplerden dolayı dil öğrenmek için fiziksel sınıfları olan bir kursa gitmek istemeyebilirsiniz. Bunun yerine, online eğitim uzmanları tarafından dil öğreten servisleri düşünebilirsiniz. Ücretli veya ücretsiz kurslar barındıran Udemy, Udacity, Edx benzeri online eğitim platformlarında da çok faydalı eğitimler bulabilirsiniz. Dil öğrenmeye o kadar para ayır(a)mam diyorsanız:

5. Uygulamalar ve Online platformlar
Para harcayamam, ben kendi kendime de öğrenirim diyorsanız, dil öğretimi için mobil uygulamalar ve web platformları kullanın. Artık dil öğrenmek eskisine göre çok daha kolay. Size zorla dil öğreten müthiş uygulamalar var. İnanın yeterince zaman ayırır ve ciddiyetle üzerinde durursanız size o dili öğretecek çok kaliteli uygulama ve servisler var. Duolingo , Lingualeo, Memrise, vb. birçok uygulama ile telefon, tablet veya bilgisayarınızdan çalışmak size müthiş katkı sağlayacaktır. Bir başka yazımızda bu uygulamaların en başarılıları olanlarından bahsetmek istiyoruz. Yine dil öğretmeye odaklanmış çok başarılı Youtube kanallarına abone olarak takip edebilirsiniz. Ücretli ücretsiz kurslar barındıran Udemy, Udacity benzeri online eğitim platformlarında da çok faydalı eğitimler bulabilirsiniz.

6. Neden bu dil?
Neyin peşindesiniz? Ne için bu dili öğrenmek istiyorsunuz? Bunu çok iyi bilin. Sizi en çok motive edecek olan budur. Azminizi diri tutacak olan hedefinizdir. Yorgun düştüğünüzde, bunaldığınızda aklınıza gelen “sebebiniz” sizi tekrar harekete geçirecektir.

7. Yeni dil: yeni fırsatlar
Bir dili öğrenmenin yeni deneyimlere kapı açacağını asla unutmayın. Dil öğrenmek size tahmin edeceğiniz veya aklınızın ucundan bile geçmeyecek fırsatların kapısını açacaktır. Bir dili öğrenirken bunu ara sıra hatırlamakta fayda var. Hayal edin bu ihtimalleri. Dil öğrenmenin faydaları saymakla bitmez. Bir dil size iş kapıları açar, sizi daha saygın bir insan haline getirir, insanlığa daha faydalı olma yollarını açar. Dil bilen birisi için seyahat etmek bile daha kolaydır.

8. Size ne lazım?
Öğrendiğiniz dili nasıl kullanacaksınız bunu iyi bilin. Cem Yılmaz’ın anlattığı kadarı size yetecek mi?
– Ne kadar İngilizce biliyorsun?
– Derdimi anlatacak kadar…
– Derdin ne?
– Derdim yok 🙂
Tek amacınız Proficiency, YDS, TOEFL, IELTS gibi bir sınavdan belli bir puan alabilmek mi? Ya da sadece okuduğunu ve dinlediğini anlamak sizin için yeterli mi. Sadece konuşsam yeter mi diyorsunuz yoksa profesyonel olarak iş hayatında kullanmak mı istiyorsunuz. Tez, makale vb. akademik yayın yapmanız şart mı? Anadilim gibi o dili konuşmam şart mı? Bu konuda karar verin. Birinde gelişirken diğer becerilerin hepsi bir şekilde gelişse de emin olun hepsi bambaşka ve üzerinde ayrı ayrı durulması gereken yeteneklerdir.

9. Gerçekçi olun
3 haftada İspanyolca öğrenin, 1 ayda ana diliniz gibi Çince konuşun gibi uçuk kampanyalara aldanmayın. Elbette bir insan çok yetenekli olabilir ve belirli şartlarda bir dili öğrenirken çok hızlı ilerleyebilir ama kendinizi kandırmayın. Dil öğrenmek ne çok zordur ne de çok kolaydır. Bunu sakın unutmayın.

10. Kendinizi tanıyın
Kendinizi tanıyın ve gerçekleştirebileceğiniz hedefler koyarak ilerleyin.

11. Çalışın, çalışın, çok çalışın ve daha çok çalışın
Aşağıda eğlenerek öğrenmekten bahseden tavsiyeler de göreceksiniz. Ama inanın dil öğrenmek tamamen eğlenceli bir süreç değildir. Kendinizi zorlamalısınız. Amacınız doğrultusunda temel dil bilgisi kurallarını çalışmanız gerekir. Kelime ezberlemeniz gerekir. Yazma becerilerinizi geliştirmek için yazı yazmanız gerekir. Sonuçta kitap, sözlük, kağıt ve kalem olmazsa olmazlardan. Ama ben bunlardan da zaten zevk alıyorum diyorsanız ne güzel 🙂

12. Böl parçala yut!
Dil öğrenirken çalıştığınız materyalinizi küçük parçalara ayırın ve adım adım ilerleyin.

13. Tekrar tekrar tekrar edin
Kullanmazsanız uçar gider. Öğrendikleriniz eğer kullanılmazsa unutulur. Kelimeler, deyişler ne kadar çok tekrar edilirse o kadar kalıcı hafızaya kaydolur. Bunun yolu da kullanmak ve zaman zaman tekrar etmektir. Örneğin bir dil kursunda öğrendiğiniz bilgileri kendi çalışmanızla pekiştirmezseniz bir süre sonra unuttuğunuzu göreceksiniz.

14. Kelime, hep kelime…
Bir dil kelimelerden ibarettir. Bu kadar. O yüzden bir dile çalışmanın en başta gelen ve en çok zaman harcanması gereken kısmı budur: “kelime hazinesini artırmak”
Bol bol kelime çalışın, öğrenin, ezberleyin, tekrar edin, öğrendiğiniz kelimeleri kullanın. Kelime hazineniz kadar o dile hakimsiniz demektir. Bu durum ana diliniz için de geçerlidir. Kelime hazinenizi geliştirmeye bakın. Bir dili öğrenmek demek inanın büyük ölçüde bundan ibarettir.

15. Sözlük sörfü yapın
Öncelikle öğreneceğiniz dilde güzel bir sözlüğünüz olsun. Ama sözlüğün öğrenilecek dilde açıklamalar içeren bir sözlük olması lazım. Örneğin, Türkçe – İngilizce veya İngilizce – Türkçe bir sözlük değil, İngilizce – İngilizce bir sözlük olması lazım. Bu sözlükte çok vakit geçirin. Okuyun, kendinizce yöntemler bulun. Oyunlar geliştirin. Yani sözlükte vakit geçirin. Kelime ezberlemenin en iyi yollarından birisi budur.

16. Türkçenizi geliştirin
Neden mi? İngilizce öğrenmek isteyenler için düşünelim:
Ne kadar Türkçe dilbilgisine hakimseniz, İngilizce dilbilgisini (grammar) o kadar hızlı kaparsınız. Türkçe kelime hazineniz ne kadar genişse düşünme kapasiteniz o kadar fazladır. Bu kapasiteniz ölçüsünde de İngilizce konuşma (speaking), yazma (writing), dinleme (listening) ve okuduğunu anlama (reading) becerileriniz hızlı gelişir. woEğer çocukluğunuzda bir başka dili öğrenmediyseniz, emin olun bundan sonra öğreneceğiniz hiçbir dili Türkçe konuştuğunuzdan daha iyi konuşamayacaksınız. Türkçe yazdığınızdan daha iyi yazamayacaksınız. Aynı durum okuduğunu anlama (reading) ve dinleme (listening) yetenekleriniz konusunda da geçerlidir. O yüzden de mutlaka Türkçenizi ilerletmeye bakın. Nasıl mı? Okuyun. Kitap okuyun. Bol bol okuyun. Türkçe okumak yeterli mi peki?

17. Bol bol okuyun
Bir yabancı dili öğrenmek için Türkçe okumak çok önemli bir temeldir. Ama yetmez. Öğrenmek istediğiniz dilde temel seviyeden en ileri seviye varana kadar hep okumalısınız. Sürekli okumalısınız. Ne okumak istiyorsanız onu okuyun. Kitap, dergi, haber, karikatür, hobinizle ya da mesleki bilgilerinizle ilgili yayın vb. neye ihtiyacınız varsa onu okuyabilirsiniz. Dili öğrendiniz diyelim. O dili unutmamak için okumaya devam etmelisiniz.

18. Konuşun, yazın
İş yerinizde, okulunuzda çevrenizde bu dili konuşanlarla arkadaş olmayı deneyin. Çevrenizde yoksa dil öğrenmeye odaklanmış online konuşma imkânı sağlayan platformlara üye olun. Bir hobinizle veya mesleğinizle ilgili forumlarda, soru cevap platformlarında yazmaya çalışın. Direkt olarak öğrenmek istediğiniz dili geliştirebilmeniz amacıyla hazırlanmış ücretli veya ücretsiz platformalara üye olarak yazma ve konuşma pratikleri yapmanız da mümkün. Dil seviyenizin bir önemi yok. Google translate diye bir şey var 🙂

19. Hata yapmaktan korkmayın
Çocuklar ana dillerini öğrenirken ne güzel hatalar yapıyorlar değil mi? Hata yaparım kaygıları da yok. Onları ayıplayan da yok. Hatta çevresindekilerin hoşuna da gidiyor öyle değil mi? İşte çocukların çabuk dil öğrenme sebeplerinden birisi de hata yapma kaygılarının olmaması. Benzer şekilde Türkçe konuşmaya çalışan ve çat-pat konuşan yabancılara da Türkçenin katili gözüyle bakmayız. Genellikle sevimli gelir. Yaptıkları gramer hataları, kelime hataları göze batmaz. İnanın bu durum Türklerin yabancı bir dili kullanırken yaptıkları hatalar için de geçerli. Yabancı birisi de size dilimizin katilisin gözüyle bakmayacak. Yani günlük konuşmalarınızda hata yapabilirsiniz. Tabii ki ileri seviyede akademik ve profesyonel iş hayatında bu tür hatalar hoş karşılanmaz. Bu tür çalışanlar daha özenli olmalıdır.

20. Maruz kalın
Pasif öğrenme, aktif bir şekilde öğrenmeye çalışmadan öğrenmeye devam etme demektir. Bu da o dile MARUZ KALARAK olur. En kolay yolu o dili konuşulan ortamlarda bulunmaktır. Aklınıza gelen her yöntemi deneyin. Başka işler yaparken o dilde haber, müzik, podcast vb. arka planda çalsın. Dikkatinizi vererek anlamaya çalışarak dinlemeseniz de pasif olarak o dili öğreniyorsunuz demektir. Öğrenmek istediğiniz dile maruz kalmak için her gün kullandığınız akıllı telefonunuzun dilini değiştirin. Menüler arasında gezerken bile ne kadar çok kelime öğrendiğinizi göreceksiniz. Akıllı telefonuzun dil ayarlarını değiştirdikten sonra birçok uygulama da telefon diline ayak uyduracaktır. Örneğin, eğer kullanıyorsanız Google Haritalar o dilde yol tarifi yapacaktır. Kendisiyle konuşuyorsanız Sirinin dilini değiştirin. Benzer şekilde bilgisayarınızın web tarayıcısının dilini değiştirin. Akıllı tv’nizin dili değiştirin.  Kelime dağarcıklarını oyunlara borçlu olanlar bu tavsiyeye hiç de yabancı değillerdir. Örneğin “The Sims” oyununu oynamış olanlar günlük hayatta kullanılan bir sürü kelimeyi rahatlıkla öğrenmişlerdir.
Sonuç olarak bir yabancı dile maruz kaldığınız her saniye öğrenme süreciniz devam eder. Bu durumu değerlendirin.

21. Eğlenerek öğrenin
Dil öğrenmek başlı başına zevkli bir uğraştır. Fakat insan bazen sıkılır. Bu tür zamanlarda öğrenme sürecini eğlenceli hale getirmeye çalışın. Kendi yöntemlerinizi bulun. Sevdiğiniz aktiviteleri öğrenmek istediğiniz dilde yapın. O dilde oyun oynamayı, video izlemeyi, podcast, müzik vb. dinlemeyi, karikatür vb. okumayı deneyin.

22. Aşina olun
Anlaşmanın yolu dinlemekten geçer. Yani konuşmadan önce dinlemeyi öğrenmelisiniz. Öğrenilecek dilde bir video izlemek, haber, podcast, müzik vb. dinlemek sizi o dile aşina kılar. Her dil önce yabanidir. Ta ki aşina olana dek. Bunun için de tek yapmanız dinlemek, dinlemek, hep dinlemek. Yolda, otobüste, evde; mümkün olan her yerde, her zaman o dilde bir şeyler dinlemek. Hatta yemek yapmak, temizlik yapmak vb. başka bir işle meşgulseniz dahi mutlaka arka planda dinlediğiniz bir şeyler olsun. Ama sadece dinlemek yetmez. Neden mi?

23. Dinleyin
Eğer bir dili gerçekten konuşmak istiyorsanız dinlediğinizi anlamanız gerekir. Bunun için de bol bol dinleme yapmalısınız. Bu maddenin yukarıdaki maddeden farkı aşina olmaktan farklı olarak “anlama” amacıyla dinlemektir. Dil seviyenize göre mükemmel podcastler bulup dinleyebilirsiniz. Sesli kitaplar harikadır. Radyo tiyatrolarını dinlemek inanılmaz zevklidir. Tam olarak konuşulanları anlamasınız bile asla dinlemekten vazgeçmeyin. Çünkü bunun en azından iki büyük katkısı olacaktır. Birincisi telaffuzunuz gelişecektir. İkincisi de tekillik-çoğulluk, kişi, zaman, karşılaştırma, ses, cinsiyet vb. ayrımları vurgulayan o dildeki sözcüklerde yapılan biçimsel değişiklikleri öğreneceksiniz. Örneğin İngilizce için bu ayrımlar;
– noun plural (dog, dogs),
– noun case (boy, boy’s, boys’),
– third person singular present tense (I go, you go, we go, they go; he goes),
– past tense (we talk, we talked),
– aspect (I have called, I am calling),
– comparatives (tall, taller, tallest).
gibi hayati önemdeki kullanımlardır.

24. İzleyin
Dinlemekten daha kapsamlı bir aktivite olan izlemek de başlı başına dil seviyenizi geliştirecektir. Sevdiğiniz filmleri, dizileri, belgeselleri o dilde izleyin. Önceleri Türkçe altyazılı dinleyin, sonra öğrendiğiniz dilde altyazılı izleyin daha sonraları ise altyazısız izlemeye çalışın. Sizi geliştireceğinizi düşündüğünüz TED konuşmaları vb. konuşmaları takip edin. Özellikle öğrenmek istediğiniz dili güzel konuşan kişilerin konuşmalarını izlemeye çalışın. İlginizi çeken belgeselleri izleyin. Ama bu konuda da şöyle bir handikap var. Örneğin bir filmi izlerken film sizi kendisine çekiyor ve bir süre sonra dile odaklanmaktan kopuyorsunuz. İngilizce için tavsiye edilebilecek bir uygulama ile bu durumdan kurtulabilirsiniz. “Little little into the middle” felsefesini benimsemiş bir uygulama Voscreen. Filmlerden kısa kısa parçalar sunan bu uygulama ister web tarayıcınızdan ister android veya ios telefonlarınız üzerinden her platformda izleme olanağı sunuyor.

25. Ağzının içine bakın!
Araba kullanmayı öğrenmeye hevesli çocuklar araba kullanırken babalarının ayaklarına bakarlar. Kulağa garip gelebilir ama dil öğrenirken de dinlediğiniz kişilerin ağız hareketlerine dikkat etmelisiniz. Eğer canlı konuşan bir kişi değilse izlediğiniz film vb. videodaki kişilerin ağız hareketlerini taklit etmeye çalışın ve tekrar edin. Telaffuzunu geliştirmenin yollarından birisi budur. En azından bir süre bu egzersize devam etmenizde fayda var.

26. Türkçe izleyin
Bu ne şimdi diyorsunuz. Türkçe film, dizi vb. izlemenin ne faydası olacak? Tabii ki altyazılı izleyeceksiniz. Çok sınırlı da olsa biraz araştırma ile İngilizce altyazılı Türk dizileri ve filmlerine ulaşabilirsiniz. Diğer diller için biraz daha şanslı olmanız lazım. Bunu yapmanın faydası şu soruya vereceğiniz cevapta gizli: Şimdi kendinize şu soruyu sorun. İngilizce bir kelimenin Türkçe karşılığını mı bilmekte mi zorlanıyorum yoksa Türkçe bir kelimenin İngilizce karşılığını bulmakta mı zorlanıyorum. Bizler Türkçe düşündüğümüz için cevap belli. Tabii ki Türkçe kelimelere İngilizce karşılık bulmak daha zor. İşte Türkçe film izlerken filmde konuşulan her şeyi anlıyorsunuz. Böylece tamamen altyazıya odaklanma ihtimaliniz var. Konuşulan kelimelere verilen İngilizce karşılıkları altyazıdan okumanız yabancı dilde konuşurken kelimeleri daha kolay hatırlamanıza yardımcı olacaktır. Dil öğrenirken en çok konuşmakta zorlanıyoruz. Konuşma becerilerini geliştirmek için altyazılı Türkçe içerik izlemeyi deneyin.

27. Dalın!
Bir dili öğrenmeye karar mı verdiniz. O zaman dalın! Hangi araçlarla, nereden çalışırsanız çalışın ama her gün çalışın. Öğrendiklerinizi tekrar edin. Günde en az bir saatinizi ayırarak başlayın ve bu zamanı git gide artırın. Gün gün ilerlediğinizi göreceksiniz ve yepyeni bir dilde iletişim kurabilmenin mutluğunu yaşayacaksınız. Tavsiyelerimiz bu kadar…
Yazıyı sevdiklerinizle paylaşmayı ihmal etmeyin lütfen.
Aşağıdaki yorumlar kısmına öğrenmek istediğiniz dilde birkaç cümle yazmaya ne dersiniz?

yazı puanı 5 (2 oy)
Sending

henüz yorum yapılmamış

sizin yorumunuz