Başarısız İnsanların 13 Kötü Alışkanlığı

Hepimiz başarılı olmak istiyoruz. Ama birçoğumuz başarının Kafdağı’nın ardında erişilmez bir yerde olduğunu düşünüyor. Belki bu düşüncenin temelinde başarı kelimesinde yer alan ve kelimenin anlamını taşıyan “baş” kelimesi yatıyordur… ne dersiniz? Çünkü başarı, başa erme, bir işi başa yani “zirveye” ulaştırma gibi bir anlam taşıyor. Başarıyla ilgili yazılardaki zirve olgusu da bunun bir göstergesi.

Hepimiz başarılı insanların hayat hikayeleri ile ilgileniriz. Başarılı insanların ortak özellikleri hakkında çok şey sayabiliriz. Kimse başarısız insanların hayat hikayelerini merak etmez. Ama nedense en çok ilgi çeken başarı hikayeleri de başarısızlıklarla veya olumsuzluklarla dolu bir hayat hikayesinden zirveye ulaşan insanların öyküleridir. Çünkü hayatı tamamen başarılarla dolu birisi yoktur. Her başarılı insan kaybederek, yenilerek belki dibi görerek ilerler.

Tıpkı;

Yoksul ve okuma yazması olmayan bir aileden dünyaya gelen, (1809)

10 yaşında annesini kaybeden,

İlk gençlik yıllarında tarlada ırgatlık, bakkalda çıraklık yapan,

21 yaşında işinde başarısız olan,

22 yaşında bir parlemento seçimini kaybeden,

24 yaşında tekrar işinde başarısız olan,

26 yaşında eşini kaybeden,

27 yaşında ruhsal bunalıma giren,

34 yaşında Kongre seçimlerini kaybeden,

36 yaşında tekrar Kongre seçimlerini kaybeden,

45 yaşında Senato seçimlerini kaybeden,

47 yaşında Başkan Yardımcılığı seçimlerini kaybeden,

49 yaşında tekrar Senato seçimlerini kaybeden ve 52 yaşında Amerika Birleşik Devletleri’ne başkan seçilen Abraham Lincoln’ün hayat hikayesinde görüldüğü gibi. 1861 – 1865 yılları arasında ABD Başkanı olan Abraham Lincoln’ün hayatı hakkında daha fazla bilgi isteyenler buradan okuyabilir.

Bir başkasını hemen tanıyacaksınız:

Aksiliklerle hayata başlar. 1946 yılında zorlu geçen doğumu esnasında doktorlar yanlışlıkla bir yüz sinirini koparır. Kısmi yüz felci geçirir. Sol gözü, kulağı ve üst dudağı kalıcı hasarlar görür.

Ağız ve konuşma yapısına etki eden bu durum sebebiyle çocukluğu zor geçer. Konuşma güçlüğü yaşar. İnsanların arasına çıkmaya çekinir, utandığı için okula gidemez, arkadaş edinemez. Önceleri onun karşısına engeller çıkarsa da nihayetinde kendine has yüz ifadeleriyle ilerde bir marka olmasını sağlayacaktır.

İlerleyen yıllarda sevdiği insanla evlenir. Her şey yolunda gibi gözükürken sonraları altüst olur. Maddi durumları gitgide kötüleşir. Kiralarını ödeyemezler, sürekli ev değiştirmek zorunda kalırlar, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için eşya satmak zorunda kalırlar. Bir süre sonra elde avuçta bir şey kalmaz. Bu yaşananlar ilişkilerine büyük darbe vurur ve yolları ayrılma noktasına gelir.

İşini kaybetmiştir. Eşini kaybetmiştir. Artık evsizdir. Sokaklarda yatıp kalkmaya başlar. Dibe vurmuştur. Beş parasızdır. Ama ödenmesi gereken birikmiş borçları vardır. Tüm bunlara rağmen onu yalnız bırakmayan birisi vardır. Köpeği Butkus!

Yaşadığı bu şiddetli bunalım günleri onu eşinin mücevherlerini çalarak satmaya kadar düşürür. İş bulamadığı için bu para da tükenir. Besleyemediği köpeğini tanımadığı bir adama sadece 25$ karşılığında satmak zorunda kalır.

İki hafta sonra Muhammed Ali ile Chuck Wepner arasında oynanan bir boks maçını izler. Maçın favorisi tabii ki efsane boksör Muhammed Ali’dir. Rakibi Chuck Wepner’in en fazla 3 raund dayanabileceği düşünülüyordu. Fakat çok sert darbeler alsa da pes etmeden dövüşen Wepner herkesi şaşırtarak tam 15 round dayanır ve sonuçta teknik nakavtla yenilir.

İşte o gün bu maçı izleyen kişi Sylvester Stallone’den başkası değildir. Bu maçtan çok etkilenmiştir. İzlediği bu maç bir boksörü konu alan bir senaryo yazmak için ona ilham kaynağı olmuştur. Uykusuz geçen bir hafta sonu bir senaryo yazar. Evet, doğru bildiniz: ROCKY.

Rocky Senaryosunu satmak istiyordu. Ama bir şartı vardı. Kendisi filmde başrolde olacaktı ve Rocky’i oynayacaktı. Sonucu biliyorsunuz ama teklif aldığı ilk film yapım şirketi 125.000 $ önderdi. Yapım şirketi Stallone’nin yüzündeki hasarlardan dolayı onu oynatmak istemedi. Stallone ise paraya olan ihtiyacına rağmen senaryosunun hakkını satmayarak teklifi reddeder. Senaryoyu çok beğendikleri için önce 250.000$ ardından da 350.000 $ teklifle gelirler. Stallone oynamakta ısrarcıdır. Üçüncü kez de reddeder. Yapımcılar Stallone’nin teklifini ancak onda biri fiyatına sadece 35.000 $ karşılığında kabul ederler. Hayalinin peşinde giden Stallone bu teklifi kabul eder.

Hikayenin devamı malumunuz… Sonunda Sylvester Stallone Rocky olarak tarihe adını yazdırmayı başarır. Dünya tarihinde bir ilki gerçekleştir. En İyi Yönetmen, En İyi Film ve En İyi Kurgu dallarında 3 Oscar Ödülü birden alır. Ha bu arada  unutmadan söyleyelim… Butkus! Köpeğin sahibini bulan Slyvester 25$ karşılığı sattığı köpeğini 15.000 $ vererek geri alır. İşte Butkus, Rocky filminde de oynayan o meşhur köpeğin ta kendisidir.

Neyse, sadede gelmem lazım. Çocuk yaşta annesi tarafından “I don’t like the look of you. You gotta go” denilerek kapı önüne konulan profesyonel NBA basketbolcusu olan benzer bir başarı(sız)lı sporcunun öyküsü için yerim kalmadı. Merak edenler, Jimmy Butler’in hayat hikayesini okuyabilir.

Başarılı ve başarısız insanların özellikleri elbette ayrışıyor. Araştırmalara göre başarısız insanların hayatlarında birtakım ortak alışkanlıkları var. Belki sizin de hedeflerinizi gerçekleştirmek için bazı davranışlarınızı değiştirmeniz gerekiyordur. İşte başarısız insanların 13 kötü alışkanlığı:

1. Düştükten sonra yuvarlanmaya başlarlar

Başarısız insanlarla başarılı insanları ayıran en önemli ayraçlardan birisi budur. Başarısız insanlar yuvarlanır. Başarılı insanlar ise zıplar. Bu durumu yukarıda verdiğimiz hayat öykülerinde görebilirsiniz. Bu şu demek. Herkesin hayatında olumsuz durumlar, musibetler, yenilgiler, kayıplar veya başarısızlıklar söz konusudur. Fakat yere düşünce, tekrar zıplayarak ayağa kalkabilenler ancak başarıya ulaşabilirler. Başarısız insanlar ise yere düştükten sonra yuvarlanmaya başlar. İnsanımızdaki yerde yuvarlananları tekmeleme alışkanlığı ise maalesef atasözlerimize kadar girmiştir. Sakın yuvarlanarak size tekme vurmalarına izin vermeyin. Ayağa kalkın ve emin adımlarla ilerleyin.

2. Sürekli bahane üretirler

Başarısız insanların bahaneleri vardır. En gelişmiş yetenekleri bahane bulma yetileridir. Bu konuda ne kadar uzmanlarsa o oranda geri kalırlar. Elbette hatalarınızı açıklamak konusunda özgür hissetmelisiniz. Ama başarısızlıklarınız için bahane üretmeye başlamışsanız “kaybedenlerden” sayılma riskiniz artıyor demektir.

Florida Üniversitesi araştırmacılarının ortaya koyduğuna göre çok fazla bahane üretirseniz, insanlar samimiyetinizden şüphelenecektir. Bu durum da kişisel hedeflerinize erişmede bir engel oluşturacaktır.

3. Eleştirileri olgunlukla karşılayıp faydaya dönüştüremezler

Eleştiriye tahammülünüz yok mu? kaldıramıyor musunuz? Ya da eleştirileri üretkenliğinize zarar verecek kadar aşırı ciddiye mi alıyorsunuz? Kimse eleştirilmeyi sevmez. Ama yapıcı eleştiriler o kadar değerli öğrenme kaynaklarıdır ki bundan mahrumsanız çok şanssızsınız.

Boşuna dememişler; dost acı söyler. Yeri geldiğinde size acı konuşan size eksiklerinizi hatırlatacak, yanlışınıza incelikle yanlış demekten çekinmeyen dostlarınız, yakınlarınız varsa ne mutlu size. Ama yapıcı bir eleştiriye tahammül edemeyecek kadar bir benlik ve gurur duygusuna kapılıyorsanız bu başarısızlık sebeplerinizden birisi olabilir. Kaliforniya Üniversitesi profesörlerinden Dr. Martin Paulus’a göre eleştiriye maruz kalanların tepkileri 4’e ayrılıyor. İçine atanlar, kendilerini ikna etmeye çalışanlar, defansçılar ve geri bildirimciler. Tavsiyeleri ise şu şekilde: Eleştiriyi ve benliğinizi ayrı tutun ve hata yapmanın tamamıyla kötü bir şey olmadığını bilin. Kendisinin bu değerli yazısını okuyabilirsiniz.

4. Kendilerini hafife alırlar

Başarısız insanlar kendilerini çok hafife alırlar. Eğer siz de geçmişteki bazı başarılarınızı tesadüfi veya geçici görme eğilimindeyseniz kendinizi hafife alıyor olabilirsiniz. Kendi potansiyelinizi kendiniz yıkıyorsunuz demektir. Kendi başarınızı ve kabiliyetlerinizi takdir edemezken nasıl başkalarının takdirini bekleyebilirsiniz ki?

5. Gaza gelirler, ama hemen gazları biter

Başarının anahtarı metanettir. Başarılı insanların özellikleri arasında en başta sayılası bir özelliktir metanet. Başarmak istiyorsanız metin olmalısınız. Metanet yetenek değildir, şans değildir, bir şeyi şu anda ne kadar istediğiniz demek de değildir. Metanet, uzun vadeli hedefler için tutku ve sebat göstermek demektir. Dayanma gücüdür. Maraton koşucusu gibi bir hayat yaşamaktır. Sprint koşucusu gibi değil. Bu konuda 6 dakikanızı ayırarak 10 milyondan fazla kişinin izlediği Türkçe altyazısı da olan şu konuşmayı mutlaka izlemenizi öneririm. Öğretmenliği bırakarak Psikolog olmaya karar veren Angela Lee Duckworth araştırmaları sonucu başarının; sosyal zeka, iq, fiziksel görünüş veya sağlıktan daha çok metanetle alakalı olduğunu ortaya koymuştur.

6. Her şeyi yarım bırakırlar

Başarılı olmak için kendinize verdiğiniz sözleri tutmanız gerekir. Elinizdeki projeyi daha iyilerini ararken yarım bırakırsanız düş kırıklığına uğramanız kaçınılmazdır. Başarısız insanlar başlarlar. Ama bitirmek için gereken azim, sebat ve sonuna kadar direnme iradesini ortaya koymaktan yoksundurlar. Bu duruma düşmemek için sıradaki projeye/işe/hedefe atlamadan önce daha derinlikli araştırma yapmalısınız. Kendinizi tanımaya çalışmalı ve realist olmalısınız. Bitirmeniz gereken işinizin neden bitmesi gerektiği konusunda sizi motive edecek noktalara odaklanın. Kendinizi motive edin. Son olarak da zamanınızı iyi planlayın. Çünkü başarısız insanların bir diğer alışkanlığı da zamanının katilleri olmalarıdır.

7. Zamanı öldürürler

Başarısız olan insanların başarılı olan insanlarla eşit bir sermayesi var. Günlük 24 saat. Kimin öne geçeceğini belirleyen o 24 saatin nasıl kullanıldığı. Gerçekleştirmek istediği hedeflerine ulaşmak için bir zaman planlaması yapanlar ve zamanın hakkını verenler er geç başarıya ulaşacaktır. Hedefsiz ve yönsüz yaşayanlar, zamanın kıymetini bilemez. Zamanın değerinden habersiz insanlar zaman akarken bakarlar. Sabah, öğlen, akşam, tekrar sabah… 2017,2018…2030… Akar da akar… Yunan mitolojisi iki farklı zaman kavramı ile bu sınırı çok güzel bir şekilde çizmiştir. Kronos (Chronos) ve Kairos kavramlarının her ikisi de zamanı tanımlar.

Şimdi sizin kafanızda iki tane soru işareti var: Bir; zaman nedir? İki; zaman nasıl değerlendirilmelidir?

Birincisi sıradan zaman yani kronos… bildiğimiz kronometrik zaman. Akar… Hızla akar…. Daha fazla zaman istenir hep. Biz bunu istemiyoruz. Biz istiyoruz ki zaman akıp gitmesin… İşte üretken zaman kairos kavramı burada önemli. Kairos zamanı, içine katıldığımız AN’lardan oluşan kaliteli zaman dilimleri yaşayarak zamanı dolu dolu yaşamak demek. Bu AN’ların içini ne ölçüde doldurabilirseniz o derece unutulmayacak bir iz bırakmış olacaksınız.

Özetle kronos geçer gider… Ama kairos yaşanır… Çevrenizdeki başarısız insanları gözlemleyin. Kronos insanlarıdır onlar. Bir de kairos adamlarına bakın. Tercih sizin…

8. Sürekli ertelerler

Ertelemek en büyük zaman hırsızlarından birisidir. Başarısız insanlar sürekli ertelerler. Yarın, Pazartesinden itibaren gibi sürekli öteleme kelimeleri vardır. Kaytarırlar. Ağırdan alırlar. Geciktirirler. Savsaklarlar. Ayak sürürler. Oyalanırlar. Özetle her şeyi yaparlar. Sadece yapılacak işi yapmazlar… Eğer siz de hayallere dalma ve oyalanma eğilimindeyseniz zaman hırsızlarına karşı alarm taktırmanızın zamanı gelmiş demektir. Erteleme hastalığınız varsa uzmanların kolaylıkla uygulayabileceğiniz şöyle bir önerisi var: Yapılması gereken işinizi küçük parçalara bölün. Böylece her parça işi tamamladıkça başarmış olmadan kaynaklanan psikolojik tatmin hissi sizi hedefinizi gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştıracaktır. Erteleme hastaları için şu yazı faydalı olacaktır.

9. Berbat iletişim kurarlar

Başarısız insanların ortak özellikleri arasında önemli yeri olan bir diğer alışkanlık berbat iletişim becerileridir. Genellikle kendilerini soyutlama ve tecrit etme eğilimindedirler. Neyse ki iletişim yeteneği geliştirebilir. Sizin de iletişim becerilerinde eksikleriniz varsa, kendinizi yetiştirmeniz başarı yolunda atabileceğiniz en önemli adımlardan olacaktır. Nereden başlayacağınız konusunda tereddüdünüz varsa size önerim ilk düğmeyi doğru iliklemeniz. Yani dinlemeyi öğrenmelisiniz. O zaman bu isme bir kulak verin derim: Julian Treasure

10. Kendilerine olumsuzluklardan bir örümcek ağı örerler

Negatiflik bulaşıcıdır. Eğer olumsuz tutum ve davranışlarlarla dolu bir grupla beraberseniz size de bu olumsuzlukların yansıyacağından emin olabilirsiniz. Başarısız insanlar da etraflarına bu şekilde olumsuzluklardan bir örümcek ağı örerler.

Kaybedenler, küçük kavgaların ufak adamlarıdır. Küçük adamlar dar görüşlüdür. Önemsiz saçmalıklara ve pürüzlere takılıp kalırlar. Ufqu dardır. Büyük resme bir türlü odaklanamaz.

Başkalarını aşağı çekerek ilerleyeceğini zannedenler kaybetmişlerdir. Rekabet aslında iyi şeydir. Çoğu kişi kendisini rakiplerinin önünde görmek ister. Ama başarısız insanlar bunu başarmak için kendilerini iyileştirmekten çok rakibini baltalamayı tercih eder. Sabotaj berbat bir özelliktir. Zaman ve enerji israfından başka bir işe de yaramaz.

Başarısız insanlar sadece kendilerine söyleneni, emredileni yapma eğilimindedirler. Olayların gelişmesini bekler. Öncesinde aktif bekleme yapmazlar. Yani proaktif değillerdir. Proaktif olun ve sizden umulanın ötesine geçin.

11. Sağlıklarını ihmal ederler

Başarısız insanların özelliklerinden birisi beden ve ruh sağlıklarını ihmal etmeleridir. Sağlıklı beslenme, spor, dua, ibadet veya meditasyon gibi alışkanlıkları yoktur.

12. Şahsiyetlerini bastırırlar, beden dilleri öz güvensizdir

Başarısız insanların özelliklerinden birisi de benliklerini, kendine özgülüklerini, orijinalliklerini, bireyselliklerini yani şahsiyetlerini bastırmalarıdır. Bu da öz güvensiz bir beden dili ile kendini dışa vurur. Eğik bir duruş, sürekli bir kıpırdama hali, göz temasında sıkıntılar vb. Özellikle iş arayanların olumsuz beden dili alışkanlıklarına bir göz atmalarında fayda var.

13. Benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. 13. alışkanlığı sizin aşağıda yapacağınız yorumlar arasında okumak ümidiyle…

Lütfen yazıyı oylayın
yazı puanı 5 (2 oy)
Sending

Henüz yorum yapılmamış

Lütfen yorumlarınızı paylaşın